Bloğumun ilk yazısını ne hakkında yazıyım diye düşünürken; aslında bu bloğu hazırlamamdaki amaçla ortak bir konu seçmeye karar verdim... İnsanların ortak paylaşımda bulunduğu ve her gün mutlaka zaman ayırdığı, müthiş aroması ve kokusu ile uzaktan bile cezbeden bir şey... Kahve...
Kahvenin benim için yeri ayrı ve anlamı büyüktür... Şimdi, herkesi ellerine bir fincan sıcak kahvelerini almaya ve arkalarına yaslanarak dinlendirici ve hoş bir vakit geçirmeye çağırıyorum... Kahvenin o büyülü kokusunu şimdiden alır gibiyim… Sizin de anlayacağınız üzere ilk yazım KAHVE üzerine olacak…
Kahvenin benim için yeri ayrı ve anlamı büyüktür... Şimdi, herkesi ellerine bir fincan sıcak kahvelerini almaya ve arkalarına yaslanarak dinlendirici ve hoş bir vakit geçirmeye çağırıyorum... Kahvenin o büyülü kokusunu şimdiden alır gibiyim… Sizin de anlayacağınız üzere ilk yazım KAHVE üzerine olacak…
Kahve sevmeyen var mıdır bilmem; ama ben kahve sevenlerin sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğuna inanıyorum ki, keza ben de onlardan biriyim… Yorgun geçen bir günün sonunda içilen bir fincan türk kahvesinin yerini benim için hiçbir şey tutamaz. Sizler için de öyle değil mi?
Çoğumuz evde ya da işyerinde kahvesini yudumlamaktan zevk almaz mı? Yine uzun zamandır görmediğimiz bir arkadaşla konuşmak için bir kafeyi ve bir fincan kahve eşliğinde sohbeti seçmez miyiz? Evde komşularıyla beraber kahve saati yapmayan var mıdır? Ya da çok gergin hissettiğinde bunu bir fincan kahve ile atmaya çalışmayan? Peki, kahvenin en yakın arkadaşını sevmeyen olabilir mi? Şimdi gözlerinizi kapatın ve deniz kenarında, o tuzlu deniz esintisini içinize çekerken bir kahve fincanı, yudumladığınızı ve damağınızı onun en yakın arkadaşı çikolata ile tatlandırdığınızı hayal edin! Düşünmesi bile insanı rahatlatıyor değil mi?
Çoğumuz evde ya da işyerinde kahvesini yudumlamaktan zevk almaz mı? Yine uzun zamandır görmediğimiz bir arkadaşla konuşmak için bir kafeyi ve bir fincan kahve eşliğinde sohbeti seçmez miyiz? Evde komşularıyla beraber kahve saati yapmayan var mıdır? Ya da çok gergin hissettiğinde bunu bir fincan kahve ile atmaya çalışmayan? Peki, kahvenin en yakın arkadaşını sevmeyen olabilir mi? Şimdi gözlerinizi kapatın ve deniz kenarında, o tuzlu deniz esintisini içinize çekerken bir kahve fincanı, yudumladığınızı ve damağınızı onun en yakın arkadaşı çikolata ile tatlandırdığınızı hayal edin! Düşünmesi bile insanı rahatlatıyor değil mi?
Kahve ve dostluklar; ne güzel bir ikili değil mi? Aslında sonuçta; “Kahve Bahane, Sohbet Şahane"… Ama yine de kahve, bahanelerin en güzellerinden değil mi? Sizi bilemem ama en azından benim için öyle…
“Bir fincan kahvenin, kırk yıl hatırı varmış!” derler… Kahve sever tüm dosların birbirinde hatırı olması dileği ile kahve seven herkese "Selam Olsun!" diyorum….
Bu arada "Kaymaklı Türk Kahvesi Yapımı"nı da Tariflerim sayfasında bulabilirsiniz...
KAHVENİN HİKAYESİ
Kahveyi bu kadar andıktan sonra kahvenin kısa tarihinden, yararları ve zararlarından bahsetmeden geçmek olmaz değil mi? Bu kadar zevkle içtiğimiz kahveyi, nereden geldiğini, nasıl yetiştiğini ve özelliklerini hiç merak ettiniz mi? İşte sizlere kısaca kahvenin hikayesi…
KAHVENİN TARİHİ
Kahvenin anavatanı ve doğal olarak yetiştiği yer Etiyopya'dır. Ancak kahve bitkisi orada bildiğimiz şekli ile değil de taneleri un haline getirilerek ekmek yapılmak sureti ile kullanılıyordu. Bitkilerinin kaynatılıp suyunun içilmesi ise o zamanlar için orada yaşayanların tıbbi amaçla kullandığı bir yöntemdi. Kahvenin asıl hikayesi ise 14.yüzyılda Güney Habeşistan'ın Kaffa Yöresi'nde başlamıştır.
14. Yüzyılda, yepyeni bir kahve içme yöntemi keşfedildi ve kahvenin ateşte kavrulan çekirdekleri, ezildikten sonra kaynatılarak içime sunuldu. Kahveyi ilk olarak işleyip içmeye başlayan ise Yemen'deki sufi tarikatıdır. Kahvenin ünü zamanla buradan Arap Yarımadası’na yayılmıştır. 1470'li yıllarda Aden’de , 1510'da Kahire'de, 1511'de Mekke'de kahve bitkisinin içildiği görülmeye başlandı. Kahvenin arapça karşılığı ise "qahwah"dır.Osmanlı’da ise Yavuz Sultan Selim Döneminde, 1517'de, Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul'a getirmiştir.
Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini almış ve büyük ilgi ile karşılanmıştır. Hatta Saray görevleri arasına "kahvecibaşı" adında bir rütbe bile eklenmiştir. Padişahın ya da bağlı olduğu devlet büyüğünün kahvesini pişirmekle görevli olan kahvecibaşı, sadık ve sır tutmasını bilenler arasından seçilirdi. Osmanlı tarihinde zaman içinde kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenlere bile rastlanmıştır.
Saraydan konaklara, ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline geldi. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu.
1544 yılında, İstanbul'da Tahtakale'de, iki Suriyeli Arap ilk kahvehaneyi açmışlardır.
İstanbul'a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri bu içeceği Venedik'e taşımışlardır. Böylece Avrupalılar kahveyle ilk kez 1615'te tanışmış oldu. Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda satılan kahve, 1645'te açılan İtalya'nın ilk kahvehanesinde yerini aldı. Kısa zamanda sayıları hızla çoğalan bu kahvehaneler de; diğer pek çok ülkede olduğu gibi özellikle sanatçıların, öğrencilerin ve her kesimden halkın bir araya gelerek sohbet ettikleri en gözde yerler oldu. Kahve, Paris’e 1643, Londra’ya 1651'de ulaştı.
Kahve, bugünkü anlamını 14. yüzyıl civarında kazanmaya başlayarak Türkçe'de kelime olarak "Kahve"ye dönüşmüş ve buradan da Avrupa'da "Cafe, Caffe, Koffie, Coffee, Kaffee" şeklini almıştır.
Avrupalılar dünyanın çeşitli yerlerinde kahve yetiştirme alanları kurdular. Endonezya-Cava’da, 1712 yılında kahve tarımı başladı. Hollanda, Cava'da ve Doğu Hint Adaları’nda; Fransa ise Antiller'de kahve yetiştirdi.
Osmanlı ise ilk kez 1727 yılında, Brezilya'dan kahve ithal etmeye başlamıştır.
Türkiye’deki en yaşlı kahve 1871 yılında kurulmuş olan "Kurukahveci Mehmet Efendi"dir... http://www.mehmetefendi.com/ ...
Anadolu’da kahve ekimi ile ilgili çalışmalar yapılmış; fakat başarılı olunamamıştır. Kahve üretimi 2.Dünya Savaşı sırasında Tekel kapsamına alınmıştır. 1980’li yıllarda Nestle firması Türkiye'de Nescafe’yi piyasaya sürmüş ve halk hazır kahve konsepti ile tanışmıştır. 2004'ten beri ülkemizde sadece Mersin ve Anamur'da 16 hektarlık bir alanda kahve tarımı yapılmaktadır.
Bugün ise kahve, dünyada petrolden sonra en büyük ticaret alanını oluşturan üründür.
KAHVE AĞACI ve KAHVE BİTKİSİ
Kahve Ağacı, çiçekleri beyaz ve hoş kokulu olan ve kırmızımsı meyvesinin içinde iki adet çekirdeği bulanan bir bitkidir. Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengindeki benzerlikler nedeni ile "kiraz"a benzer ve "Kahve Kirazı" olarak da adlandırılmaktadır.
![]() |
| Kahve Meyvesi |
Kahvenin defne yaprağına benzer; derimsi ve kenarları dalgalı; kışın dökülmeyen; koyu, parlak ve sivri uçlu yaprakları vardır. Kahve ağacı dikildikten yaklaşık olarak 3 yıl sonra meyve vermeye başlar ve 30-40 yıl boyunca aralıksız meyve vermeye devam eder.
![]() |
| Kahve Ağacı |
![]() |
| Kahve Çiçekleri |
Doğal haline bırakıldığında 8-10metreye kadar uzayan kahve ağacı, meyvelerinin kolayca toplanabilmesi için sürekli budanarak 4-5 metre uzunluğunda bir çalı boyutunda tutulur.
![]() |
| Kahve Ağacı |
Kahve bitkisi, bol yağış alan ve ortalama sıcaklığın 18-24 C arasında bulunduğu ekvatoral kuşakta, tropik bölgelerde yetişir. Bitki, nemli ortamı sever. Soğukta ise ağaç ölür; ayrıca ani ısı değişiklikleri de ağaca zarar verir. Doğada pek çok yetişen türü olmasına rağmen yalnızca Coffea Arabica ve Coffea Robusta adındaki türlerinin tarımı yapılmaktadır.
GÜNÜMÜZDE BİLİNEN KAHVE TÜRLERİ

- Türk Kahvesi - Telvesi ile servis yapılan tek kahve çeşididir.
- Mırra - Şanlıurfa'ya özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı bir kahvedir.
- Espresso - Makina ile hazırlanan, koyu kavrulmuş, İtalya'ya özgü bir kahve türüdür.
- Cappuccino - Espresso ve üzerine su buharı ile köpük haline getirilmiş süt eklenen kahvedir. Köpüğün boyutu yaklaşık 2cm kadardır.
- Americano - Espresso'nun sıcak su eklenerek yumaşatılmış şeklidir.
- Cafe Au Lait - Fransız'ların sütlü filtre kahvesidir.
- Latte - Espresso'ya az köpürtülmüş sütün eklendiği kahvedir.
- Macchiato - Espresso'ya süt köpüğü eklenerek hazırlanan kahvedir.
- Mocha - Latte'ye çikolata tozu ve şeker eklenmesi ile yapılan kahvedir.
- Viennese - Espresso'ya çikolata ve krema katılarak hazırlanan Viyana usulü kahvedir.
- Ethiopian Yirgacheff - Buruk bir tadı olan Etiyopya kahvesidir.
- Sumatran - Düşük asit dengesine sahip Endonezya kahvesidir.
- Supremo - Kolombiya'da en etkili kahve kategorisine verilen isimdir.
KAHVENİN YARAR VE ZARARLARI
Günümüzde belki de en çok tartışılan konulardan biri kahvenin insan sağlığı üzerindeki etkileri… Zaman içinde, kimi bilim çevreleri kahvenin çok faydalı olduğunu, kimi çevreler ise kahvenin faydasından çok zararı olduğunu ve çok içiminden kaçınılması gerektiğini söylediler.
Bir fincan kahvede 72 ila 130 miligram arasında kafein bulunmaktadır. Bu oran kahve çekirdeğinin çeşidine ve pişirilme yollarına göre değişkenlik kazanmaktadır.
İşin doğrusu; sonuçta kahve dozunda içildiğinde vücuda yararı olan, ancak çok tüketildiğinde ise zarar veren bir içecek gibi gözüküyor. Günlük önerilen kafein miktarı olan 250-300 miligramı geçmemeye çalışın.
İşte size, kahvenin yarar ve zararları… Gerisine kendiniz karar verin…
- Kahvenin içerisinde bulunan kafein maddesinin uyarıcı özelliğinden ötürü; kahve, kahveyi içen bir insana geçici de olsa bir zindelik verir. Solunumu güçlendirir, kalp atışlarını hızlandırır. Bu da ister bedenen isterse zihnen olsun, çalışmayı kolaylaştırır.
- Mide ve bağısak kaslarının çalışmalarını hızlandırması nedeni ile sindirimi kolaylaştırır.
- Bazı kimselerde baş ağrısını hatta migreni geçirir.
- Kahve, aynı yeşil ve siyah çay gibi antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.
- ABD, New Jersey, Rutgerg Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre; ölçülü kahve tüketimi ve düzenli fiziksel egzersiz, güneş ışınlarının, UVB, neden olduğu kanserojen etkileri ortadan kaldırabildiği ortaya çıktı.
- Kahve konsantrasyona da yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalar, okul çağındaki çocukların okula gitmeden az miktarda kahve ile süt içtiklerinde, sabah saatlerindeki derslerinde daha başarılı olduklarını ortaya koydu.
- Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına da yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.
- Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretmektedir. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla %25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlanmıştır.
- Yapılan başka bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerde parkinson hastalığı riskinin yüzde 40'a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan menepoz sonrası ostrojen tedavisi görenkadınlarda ise kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini artırmakta.
- Çok yüksek miktarda kahve tüketimi Tip 2 Diyabet riskini azaltmakla beraber pek önerilen bir durum da değildirç Çünkü çok fazla kahve tüketmenin getirdiği riskler bu yararın malesef önüne geçmektedir.
YARARLARI- Kahvenin zararlı yanlarından biri; üre, üre asidi ve ürat tuzları gibi zararlı maddelerin vücut dışına atılmasını engellemesidir. Üresi, romatizması ve damla hastalığı olan kişiler kahveden vazgeçmelidirler.
- Böbrekte kum ve taşa neden olaması da kahvenin kötü özelliklerinden birisidir.
- Fazla kaynatılıp köpüğü kestirilen kahvenin zararı nispeten azalmaktadır. Bununla beraber sütlü kahvenin sindirimi zordur ve karaciğeri de yorar. Uykusuzluk, peklik, böbrek taşı ve yüksek tansiyon gibi şikayeti olanların kahveden uzak durması gerekmektedir.
- Çok kahve içenlerin yüzlerinin sarı olmasının nedeni ise kandaki akyuvar sayısının artmasıdır.
- Kahve ayrıca kanda erimiş halde bulunan kolestrolü de damar cidarlarına yapıştırdığı için damar sertliğine de yol açar.
- Edinburgh Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre; düzenli olarak günde dört-beş bardak kahve içenlerin kan basınçlarının yani tansiyonlarının hızla yükseldiği kanıtlanmıştır. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görülmüştür.
- Aşırı kahve tüketimi, kalbin ritmini de olumsuz yönde etkilemektedir. Kahvenin içerdiği kafein fazlaca tüketildiğinde; kalpte ritim bozuklukları meydana gelebilmekte ve kafein düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabilmektedir. Doktorlar, özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye etmektedir.
- Kahve ayrıca midenin asit salgılamasını da uyarmakta ve ülseri de tetiklemektedir. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincandan fazla kahve içmemesi gerekmektedir.
- Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını da olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle uzmanlar, şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini önermektedir.
- Diğer kafeinli içecekler gibi kahve de vücutta su kaybına neden olabilmektedir. Uzmanların bir kısmı bunun önemsiz derecede az olduğunu savunsa da, diğer bir kısım bunun önemli derecede etkili olduğu görüşündedir.
- Günde 3 fincan veya daha fazla kahve tüketmek, kadınların doğurganlık oranını da azaltabilmektedir. Çünkü aşırı miktarda kafein alımı, yumurtlamayı olumsuz etkilemektedir.
- Kafeinin anne karnındaki bebeğe de zararlı olduğu bilinmektedir. Uzmanlar, bunun için; hamile kadınların günde 300 miligramdan fazla kahve tüketmemesi gerektiğini önemle vurgulamaktadır.
Yararlanılan Kaynaklar







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder